bardaktaki buzlar birbirlerine neden yapışırlar?

Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz

alıntıdır

kumaşlar yıkandıktan sonra neden çekerler?

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

alıntıdır

saat neden sol kola takılır?

Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.


alıntıdır

yapıştırıcılar hakkında

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer
veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.

alıntıdır

a4 boyutu nedir?

Bilgisayarların ancak bilgi işlem merkezlerinde olduğu o yıllarının büyük teknoloji harikaları hesap makineleriydi. Elimizden düşmezdi. Bir gün kağıdın boyunu enine bölünce çıkan 1.4142 sayısı pek tanıdık gelmişti. Bu karekök 2’den başka birşey değildi. Sanki büyük bir buluş yapmıştım. Oysa böyle bir kağıt oranının farkedilmesinin tarihi 1768’e kadar gidiyordu. Karekök ikinin anlamı çok basitti. Bu orana sahip kağıdı her ikiye katladığınızda uzun kenarın kısa kenara oranı hiç değişmeden karekök 2 kalıyordu.

Karekök 2’nin önemi kağıt üzerindekilerin aynı oranda büyütülmesini veya küçültülmesini sorunsuz yapmasından geliyor. Bu oranın avantajları ilk kez 1768’de Alman bilim adamı Georg Lichtenberg tarafından yazıldı (2). Bu yüzyılın başında Dr Walter Porstmann, Lichtenberg'in fikrini kullanarak çeşitli kağıt boyutları tasarladı ve 1922’de Almanya’da DIN 476 standardı olarak kabul edildi. Kullanımdaki en yaygın kağıt boyutu A4 olduğu için DIN A4 olarak adlandırıldı. Bu standart çok sayıda ülke tarafından kabul edildi. 1975’de uluslararası standart olarak kabul edildi (ISO 216). Şimdi ABD ve Kanada dışında hemen hemen tüm ülkelerdeki kağıt standardı budur. Amerikalılar da birgün kabul edecekler ama ne zaman? Onların letter boyutunu hep saçma bulmuşumdur, ısrarlarının inattan başka birşey olmadığına inanıyorum.

A4, A0’in 4 kez katlaması sonucu çıkan boyuttur. 210x297 mm boyutlarındadır. A0 kağıdın boyutu 841x1189 mm olarak tasarlanmıştır. Bu da tam 1 metre kare alana sahip olduğu anlamına gelmektedir. A1: 0, 5, A2:0, 25, A3:0, 125, A4: 0, 0625 metrekaredir.

Kağıt boyutu için A dışında, aynı yaklaşımla hazırlanmış B ve C standartları da vardır. B0 ve C0 boyutlarının tanımı ile katlanarak B ve C serileri oluşturulmuştur. B daha çok kitap boyutu, C ise zarf boyutu olarak kullanılır. (3)

Kağıt boyutu standartları özellikle yazıcılar ve fotokopi için büyük kolaylık oluşturuyor.

Alıntıdır















video izle| uluonder.net